Ana içeriğe atla

İnsanlar neden tarikatlara katılır

18 Kasım 1978 günü Guyana'da kurulu Jonestown kasabasında yaşayan Halkın Tapınağı isimli tarikat mensubu 900'den fazla kişi liderleri Jim Jones'ın vaazı üzerine önce çocuklarına sonra da kendileri siyanür içerek intihar etti.




  11.yy'da Alamut Kalesi'nin arka bahçesinde yarattığı gizli bahçeyi afyon içirdiği müritlerine cennet diye tanıtan Hasan Sabbah bu şekilde yüzlerce kişinin ölümüne sebep oldu. Yapay cennetin gerçek olduğunu sanan müritler liderleri için hiç düşünmeden kendilerini feda ettiler.


  Güney Kore'de 2018'de ''Grace Road (Erdem Yolu)'' adlı kilisenin lideri '' içlerindeki şeytanı çıkartma'' bahanesiyle müritlerini döverek eğitiyor. Takipçileri de liderlerini takip ederek birbirlerini tokatlamakta.



Bunun gibi yüzlerce örnek yazılabilir. Bize çok absürt gelen ve bu insanlarda beyin yok mu? diye sordurtan olaylarda gerçekten inanlar mı sorunlu yoksa liderler mi? Nasıl oluyor da liderler takipçilerinin ölmelerine sebep olacak kadar etkili olabiliyor?


Tarikatlar genelde sorgulamayı ve eleştirel düşünmeyi engeller. Herkesin aynı düşündüğü bir ortamda karşı gelen düşünceleri açıklamak çok zordur. Tarikat liderleri dünyanın veya insanların hatalı olduğunu söyleyerek suçluluk yaratabilir. Liderler her zaman güçlü ve karizmatik oldukları için iddia ettiklerinin tersini söylemek neredeyse imkansızdır.



Liderlerin altında kalmaya eğilimli olanlar kimlerdir?




-Gerçekçi olamayacak düzeyde idealist olanlar. Daha iyi bir dünyaya inandıkları için tarikat liderlerinin etkisi altına girmeye eğilimliler.




-Düşük özgüvenli ve bir gruba aşırı derecede bağımlı olma isteği duyan kişiler. Aidiyet güven verir.




-Saf, söylenen her şeye inanan kişiler. Karizmatik ve ikna edici taktikler kullanan liderlere inanmaya meyillilerdir.



- Hayal kırıklığına uğramış, toplum tarafından dışlanmış kişiler. Ait olma, sosyal çevre ve sevilme ihtiyacıyla katılabilirler.




- Güvensiz, otorite figürleri ve liderleri sorgulamaktan korkan, hayır demekte tereddüt eden kişiler. Bu kişiler liderlerinin söylediklerini sorgulamazlar.



-Belirsizliğe tahammülü olmayan, her şey hakkında çabuk ve sağlam cevaplar, açıklamalar isteyen kişiler. Tarikatlar ve tarikat liderleri bu isteklerini karşılar.


Yalnızlık ve anlam arayışı kişileri tarikatların ikna etmesine meyilli hale getirir. Çünkü tarikatlar genellikle sosyal çevreye aidiyet ihtiyacını karşılar ve kişiye bir amaç verir.
Tarikatlar içinden kolayca çıkabileceğiniz gruplardan farklıdır. Birçok eski tarikat üyesi tarikattaki zamanlarının travmatik olduğunu ifade ediyor. Özellikle çocukluk döneminde tarikatlarda kalmış çocukların bağlanma şekilleri, dünyayı ve kendilerini algılayış biçimleri etkileniyor.
Örneğin, çocukluğunu Osho diye bilinen liderin tarikatında geçirmiş Noa Maxwell tarikattan çıktıktan sonra dünyaya ayak uydurmakta bir hayli zorlandığını ve daha stabil ve normal bir hayat yaşama ihtiyacı duyduğunu söylüyor. Tarikat üyelerinin zeki ve entelektüel olduğuna, dışarıdaki insanların tutucu ve boş olduğuna inanıyormuş, çünkü öğretilen buymuş. Çıktığı zaman dışarıdaki insanların da entelektüel olduğunu görünce şaşırdığını belirtiyor.

Yeni üye, bir anda kendini dostluk ve onay sunan bir kalabalıkla sarılmış halde bulur. Bu grupların birçoğu, komün yaşamını gerektirir. Bu ani sıcaklık ve ilgi öylesine güçlüdür ki üyeler sık sık aileleriyle ve eski dostlarıyla bağlantılarını kesebilmekte, hayatları boyunca kazandıkları her şeyi gruba bağışlayabilmekte.

Tarikatların pazarladığı son ürün, “anlam”dır. Her biri kendi tek yönelimli gerçeklik tanımına sahiptir; dini, politik veya kültürel. Tarikat, mutlak gerçeğe sahiptir ve dış dünyada bu gerçeğin değerini anlamadan yaşayanlar ya cahil ya da Şeytani olarak adlandırılır. Tarikatın mesajı yeni üyeye gece-gündüz süren seanslarla anlatılır. Hiç durmadan vaazlar verilir.

Sonunda üye aynı referans noktasından hareket etmeye ve kendi varlığını aynı terimlerle tanımlamaya başlar. Tarikatın verdiği “anlam” dışarıdan bakan biri için saçma olabilir ama bunun bir önemi yoktur.

Çerçeve bir kez tarikat üyesi tarafından kabul edildiğinde, dışarıdan üzerine yağan karmaşık bilgi bombardımanını büyük ölçüde düzenleyebilmesini sağlar. Bu fikir çerçevesi dış gerçekliğe karşılık gelsin ya da gelmesin, üyenin sürekli gelen verileri düzgün bir şekilde depolayabileceği bir hazne sunar. Dolayısıyla, aşırı yükün yarattığı stresi ve şaşkınlığı ortadan kaldırır. Aslında sunduğu şey mutlak gerçek filan değil, bir düzen ve anlamdır. Tarikat üyesine gerçekliğin anlamlı olduğu duygusunu vererek ve bu anlamı başkalarına aktarması gerekliliğini göstererek kutsal bir amaç sunar.

Yorumlar